Kıbrıs

DSP Genel Başkanı Önder AKSAKAL ‘Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gündemine aldı

Demokratik Sol Parti Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Önder Aksakal, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda “Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 49. Yıl Dönümü” üzerine gündem dışı konuşma gerçekleştirdi.

Konuşmasında, Kıbrıs Türk halkının huzur, güven ve özgürlük ortamına kavuşmasını sağlayan Kıbrıs Barış Harekâtının 49. yıl dönümü münasebetiyle söz almış bulunuyorum. Yüce meclisi saygıyla selâmlıyorum.

Kıbrıs, Doğu Akdeniz’in kalbidir.

Kıbrıs adası sadece kuru bir toprak parçası değil, geçmişten beri medeniyetlere ev sahipliği yapan, asırlardır uğrunda nice mücadeleler verilmiş kadim bir coğrafyadır.

20 Temmuz ise, Kıbrıs Türkü’nün 500 yıllık geçmişinden aldığı güç ve güvenle sürdürdüğü onurlu bir mücadelenin sonucudur.

Anavatan ve garantör Türkiye, 20 Temmuz 1974’te sadece Türklere değil, ENOSİS hayaliyle yanıp tutuşan Rumlara da barış içinde insanca ve hakça bir yaşam imkânı sağlanmıştır.

Bugün Türkiye, bölgenin huzur, barış, istikrar ve refahla anılması için diplomatik yollarla çabasını sürdürmektedir.

Bu noktada kararlılıkla mücadele eden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’a, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Ersin TATAR’a ve her iki hükümetin üyelerine teşekkür ediyorum.

Bu doğrultuda özgür vatanlarında Kıbrıslı soydaşlarımızın barış içerisinde huzurlu bir yaşam sürdürmeleri, bir devlet olarak uluslararası camiada tanınmaları için gerçekleştirilecek her türlü yapıcı politikaya Demokratik Sol Parti olarak dün olduğu gibi bugün de destek vereceğimizi belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’nin tüm eşitlik odaklı çözüm hamleleri, o günlerde karşılık bulmamış, milletin hayatı tehlikeye girmiş, diplomasi tükenmiş ve harekât artık zorunlu olmuştur.

Kıbrıs Türklerinin hür ve bağımsız yaşama hakkını, onurunu ve tüm mukaddes değerlerini korumak için adaya çıkan Mehmetçik, tarihin sayfalarına bir kahramanlık destanı daha eklemiştir.

Sonuç olarak 20 Temmuz ve 15 Ağustos 1974 tarihlerinde gerçekleştirilen askeri harekâtlarla Türkiye’nin Kıbrıs üzerinde fiilen söz sahibi olduğu yeni bir sayfa açılmıştır.

Bugün 49 yıl sonra bir kez daha haykırıyoruz. Kıbrıs bizim millî davamızdır.

Kıbrıs Türk’ünden egemenlik haklarından vazgeçmesini isteyenler, Kıbrıs adasındaki sorunu “adadaki iki toplumun” üzerine bırakmaya çalışanlar, Kıbrıs Türklerinin Rumların iradesi altında bir azınlık olarak yaşamayı kabul etmesini bekleyenler artık gaflet uykusundan uyanmalıdır.

Başta, Güney Kıbrıs’taki Rumlar ve Yunanistan olmak üzere, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, artık kuzeyde diliyle, kültürüyle ve o toprakların esasen gerçek sahibi bir milletin var olduğunu; bütün kurumlarıyla 40 yıldan bu yana bir Türk devleti bulunduğunu kabul etmek ve tanımak zorundadır.

Türkiye olarak bu süreci bir basamak daha yukarı taşıyarak farklı stratejileri kurgulamak durumundayız. Kıbrıs adasının tümü üzerindeki garantörlük hakkımız ve yetkimiz kapsamında Güney Kıbrıs Rum Kesiminin sözde Kıbrıs Cumhuriyeti olarak dayatılan mevcut statüsünün yeniden değerlendirmeye alınması sürecini başlatmalıyız.  

Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüm sağlamak için, Rumların kendilerini adanın tek sahibi olarak görmekten vazgeçmeleri, Kıbrıs Türk’ünün self determinasyon, yani kendi kaderini belirleme ve kendi kendini yönetme hakkına saygı duymaları gerekmektedir.

Türkiye, Doğu Akdeniz’de hem kendisinin, hem de Kıbrıs Türk’ünün hak ve çıkarlarını korumak, adadaki kardeşlerinin can güvenliğini sağlamak hususunda kararlıdır.

Demokratik Sol Parti de Türkiye’de tam 38 senedir kapısında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bayrağı dalgalanan tek siyasi partidir.

Onun için, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin siyasi, ekonomik ve sosyal bakımdan daha da güçlenmesi, Kıbrıs Türk halkının refah seviyesinin artırılması için alınacak kararlara ve yapılacak olan icraatlara desteğini bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tereddütsüz sürdürecektir.

Sözlerime son verirken 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı kutluyor, sonsuzluğa akıp giden yıllar içinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin bundan böyle Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adıyla sonsuza kadar hür ve bağımsız olarak yaşamasını diliyorum.

Bu vesileyle; Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve mücadele arkadaşlarını, bağımsızlık aşkı ve vatan sevgisi ile bayraklaşan, kutsal vatan toprakları uğruna canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

Aynı şekilde, Kıbrıs Türkü’nün özgürlük mücadelesinde öncü kahramanlar olarak tarihe geçen, Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin temellerini atan Dr. Fazıl KÜÇÜK ve Rauf DENKTAŞ’ı, şükranla yâd ediyorum.

Büyük bir cesaret örneği göstererek Barış Harekâtına karar veren, harekâtın başından sonuna kadar örnek bir diplomasi yürüten, dönemin Başbakanı, Onursal Genel Başkanımız Bülent ECEVİT’i, Başbakan Yardımcısı Necmettin ERBAKAN ve 37. Cumhuriyet hükûmetinin vatansever kabine üyelerini şükranla yâd ediyor, bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

Sözlerimi, Kıbrıslı şairimiz Mehmet Levent’in şu dizeleri ile bitirmek istiyorum:

Akdeniz göklerinden güvercinler salınsın

Özgürlük şarkıları dağa taşa yazılsın

Hakkın ve adaletin bükülmez kolu gibi

Yaşasın Kuzey Kıbrıs, Cumhuriyet yaşasın!” ifadelerini kullandı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir