Kıbrıs

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yakıt kaynaklı elektrik sıkıntısı yaşanıyor

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yakıt kaynaklı elektrik sıkıntısı yaşanıyor. Santrallerde yakıt tükendi, elektrik üretimi durdu. Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nden alınan elektrik de derde deva olmuyor. Sorumlu bakana ise ulaşılamıyor.

“Elektrikle çalışan tıbbi cihazlarla yaşamlarını sürdürmek zorunda olan hastaların hayatı tehlikede.”

“Solunum desteği kesilen hastalar, evlerinden alınarak başka yere taşındı.”

“Hastanelerde jeneratör sıkıntısı yaşanıyor.”

“Birçok işletmede üretim yapılamıyor.”

“Teknecik santralinde yakıt tükendi, elektrik üretimi durdu.”

Bu cümleler, üretim yetersizliğinden dolayı yapılan dönüşümlü elektrik kesinti sürelerinin uzadığı Kuzey Kıbrıs’ta son üç gündür yaşananların özeti.

Aylardır sıklıkla elektrik kesintilerinin yaşandığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) 3 Temmuz Pazar gününden beri kesintilerin süresi uzamaya ve sıklaşmaya başladı.

Kıbrıs basınında yer alan haberlere göre, 4 Temmuz Pazartesi günü ülkede faaliyet gösteren 2 elektrik üretim tesisinden 1’i olan Teknecik Elektrik Santrali’nde yakıt bitmesi sebebiyle elektrik üretimi durdu ve santral devre dışı kaldı.

KKTC’deki elektrik üretiminin yüzde 45’ini Aksa Enerji Kalecik Akaryakıt Enerji Santrali sağlarken, yüzde 55’i ise Teknecik Elektrik Santrali tarafından üretiliyordu.

Teknecik Santrali’nde yakıt sıkıntısı yaşanmasıyla birlikte, Ada’nın kuzeyinde adeta hayat durma noktasına geldi.

KKTC Başbakanı Ünal Üstel, dün yaptığı açıklamada, yaşanan elektrik kesintilerinin baş sorumlusunun yakıt alımı ihalesini üstlenen ancak taahhütleri yerine getiremeyen firma olduğunu belirtti. Uluslararası ihale süreci tamamlanana kadar ara alımlarla ülkenin elektrik ihtiyacının kesintisiz karşılanacağını söyledi.

Üstel’in açıklamasının ardından, elektrik sorununun giderilmesi amacıyla dün akşam Güney Kıbrıs’tan 50 megawatt elektrik alımı yapıldı. 

Güney Kıbrıs’tan alınan elektriğe rağmen, ülkenin bazı bölgelerinde elektrik kesintileri devam ediyor. Zira alımı yapılan elektrik miktarı ihtiyacın tamamını karşılamakta yetersiz kalıyor. 

Kuzey Kıbrıs’ta mevcut durumda şu an 106 megawatt elektrik AKSA Enerji tarafından üretiyor. Teknecik’teki dizel santraller ise 39 megawatt üretim sağlayabiliyor. 

KTTB: İnsanlarımız yaşamlarını kaybetmeden acilen önlem alınız 

Ülke genelinde yaşanan elektrik kesintilerine tepkiler de art arda geldi.

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) yönetim kurulu, yazılı bir açıklamada bulunarak, elektrikle çalışan tıbbi cihazlarla yaşamlarını sürdürmek zorunda olan hastalara dikkati çekti.

Elektrik kesintilerin sıklaşması ve sürenin uzaması nedeniyle hastanelerdeki jeneratörlerin yeterliliğinde de sorunlar yaşanmaya başladığı belirtilen açıklamada, “Sağlık hizmetinde veya hizmet sunumunda aksaklıklar baş göstermeye başlamıştır. Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere hükümete, sorumlu ve ilgili tüm kurum, kuruluş ve kişilere çağrımızdır: İnsanlarımız yaşamlarını kaybetmeden acilen önlem alınız. Aksi takdirde yaşanacak can kayıplarından sorumlu olacaksınız” ifadelerine yer verildi.


Çelişkili açıklamalar tepki çekti: Kıb-Tek: Yakıt bitmek üzere; Başbakan: Yakıt sıkıntısı yok 

Kıbrıslı Türkler, süresi uzayan kesintiler nedeniyle yaşanan krize sosyal medya üzerinden tepki gösterirken, konuyla alakalı çelişkili açıklamalar da gündeme geldi. 

Ülkede yaşanan elektrik kesintileriyle ilgili açıklamalarda bulunan Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (Kıb-Tek) Genel Müdür Vekilli Kamil Direl, santrallerde fuel-oil sıkıntısı nedeniyle “ülke genelinde ara ara elektrik kesintileri yaşandığını” açıkladı.

Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’na (BRT) konuşan Direl, “Günlük ortalama bin ton yakıt ihtiyacı oluşmaktadır. Mevcut santrallerimizde fuel-oil sıkıntısı yaşanıyor ve hemen hemen bitmiştir” dedi.

“Yakıtın 5 ile 10 gün arasında Teknecik Santrali’nde olması bekleniyor”

Fuel-oilin ülkeye gelmesi için çalışmaların devam ettiğini söyleyen Direl, Resmi Gazete’de 3 Temmuz Pazar günü yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla temin edilecek yakıtın 5 ile 10 gün arasında Teknecik Santrali’nde olmasının beklendiğini söyledi.

Gelecek yakıtın 15-20 günlüğüne sıkıntıları gidereceğini belirten Kamil Direl, yakıt sorununun tamamen ortadan kaldırılması için kısa ve uzun vadeli çalışmalar yapıldığını da sözlerine ekledi.

KKTC Başbakanı Ünal Üstel ise, yakıt sıkıntısı olmadığını ve ülkedeki elektrik kesintilerinin trafoların tamirinden kaynaklandığını söyledi.

Teknecik Elektrik Santrali’ne düzenli akaryakıt temini yapıldığını belirten Başbakan Üstel, Türkiye’den gönderilen 50 megawatt gücündeki iki adet jeneratörün devreye gireceğini ifade etti.

“Yıllardır rant kavgaları bitmedi: Bu, bir ülkenin enerji politikasının çöküşüdür”

Kıb-Tek’in “yakıtın tükendiği” açıklamalarının aksine, KKTC Başbakanı Üstel’in santrallerde yakıt sıkıntısının yaşanmadığını söylemesi, kamuoyunda “hangisi doğru söylüyor” yorumlarının yapılmasına sebep oldu.

Independent Türkçe‘ye açıklamada bulunan gazeteci Hüseyin Ekmekçi, Başbakan Ünal Üstel’in santraldeki yakıta yönelik ifadelerinden kastın mazot miktarı olduğunu ve asıl sıkıntının fuel-oil temininde yaşandığını ifade etti. 

Santraldeki elektrik üretiminin yalnızca yüzde 45’inin mazot ile sağlandığını ifade eden Ekmekçi, geri kalan yüzde 55’lik üretim için fuel-oil (Fuel-oil yüzde 1, FOB Mediterranean Cargo) teminin sağlanması gerektiğini anlattı:

Santralde her ne kadar mazot bulunsa da fuel-oil olmadığından dolayı santral yeterli üretimi yapamıyor. Bugün gelinen bu durum, yıllardır var olan sürecin bir sonucudur. Bu, bir ülkenin enerji politikasının çöküşüdür. Yıllardır enerji üzerindeki rant kavgaları bitmedi. İhale açgözlülükleri, öngörüsüzlük ve rant kavgaları bir kurumu daha bitirdi; nihayetinde Kıb-Tek çöktü. Ve bugün bu bedeli Kıbrıs Türk toplumu ödüyor.

“KKTC’nin ihtiyacı olan yakıt, Türkiye’nin 1 haftalık tüketimi kadardır” 

Hüseyin Ekmekçi’ye göre, Kuzey Kıbrıs’ta yaşanan enerji krizin aşılması Türkiye’nin desteğiyle mümkün olabilir.

“Bu krizden başka da çıkış yolu yoktur” diyen Ekmekçi, “Elbette maliyetinin KKTC tarafından ödenmesi koşuluyla Türkiye Cumhuriyeti devleti bu yakıt krizini çözmelidir. Zira burada ihtiyaç duyulan yakıt miktarı, Türkiye’nin belki de yalnızca bir haftalık yakıt giderine tekabül etmektedir” şeklinde konuştu. 


“Yakıtı nasıl temin edeceksiniz? Elektrik kesitlileri 3 ay daha mı devam edecek?”

Kıb-Tek’in eski asbaşkanlarından ve Halkın Partisi Merkez Yönetim Kurulu üyesi Yusuf Avcıoğlu, dönüşümlü elektrik kesintilerinin santral kapasitesinin yetersiz olmasından değil, Teknecik Elektrik Santrali’ndeki mevcut yakıtın bitecek noktaya ulaşmasından kaynaklandığını savundu.

Avcıoğlu, 2021 Şubat ayında çıkılması gereken ‘Akaryakıt Temin ve Taşıma İhalesi’nin geciktirilmesi sebebiyle bugün yakıt tedarikinde sorunlar yaşandığını öne sürdü.

2021 yılında Erhan Arıklı’nın Ekonomi ve Enerji Bakanı olduğu dönemde akaryakıt temininin tartışmalara konu olduğunu söyleyen Avcıoğlu, şunları söyledi:

“Dönemin bakanı Arıklı, keşif bedeli, evrak eksikliği, usulsüzlük iddialarıyla 5 kere akaryakıt alımı ihalelerini iptal etti. 14 Ekim 2021’de 6. ihale denemesi sonucunda sözleşme imzalandı ve bu çerçevede, taaddüt edilen 150 bin tonluk yakıt alınmaya başlandı. Fakat bu burada bitmedi, çünkü 150 bin tonluk alım sonrasında da yakıta ihtiyaç olacağı için, sözleşme sonuna 3 ay kala yeniden ihaleye çıkmak gerekiyordu. İhale sürecinin ise bir prosedürü var ve bunun 3 ay süreceğini bugün herkes biliyor… Bu durumda, şimdi çıkılan ihale sürecinin tamamlanmasına en az 3 ay var, bu 3 ay boyunca yakıtı nasıl temin edeceksiniz? Elektrik kesitlileri 3 ay daha mı devam edecek?”

“Ortada yakıt yokken siz neyin protokolünü imzaladınız?”

Yusuf Avcıoğlu, Kıb-Tek’te yaşanan elektrik üretimi sorunlarına ilişkin KKTC Maliye Bakanı Sunat Atun’un da cevaplaması gereken sorular olduğunu belirtti.

Bakan Atun’un, 16 Haziran 2022’de Türkiye’de TPIC’le (Turkish Petroleum International Company) protokol imzalandığını duyurduğunu ve “Artık yakıt sorunu bitti. Bu şekilde hem arz güvenliğimiz sağlanacak hem de elektrik fiyatında istikrar imkanı oluşacaktır” açıklamasında bulunduğunu hatırlatan Avcıoğlu, “Eğer bir protokol imzalıyorsanız, hangi yakıtı talep ettiğinizi de herhalde ortaya koymuşsunuzdur. Fakat o tarihte bizim aldığımız bilgiye göre, ortada böyle bir yakıt (yüzde 1 kükürt oranlı fuel-oil) TPIC stoğunda yok. Çünkü bu zaten artık Türkiye’de elektrik üretiminde kullanılan bir yakıt değil. Türkiye’de elektrik üretiminde ağırlıklı olarak doğalgaz, hidro elektrik ve kömür kullanılıyor. Bunun araştırılması ve öngörülmesi gerekirdi ama yapılmadı. Nihayetinde yakıt tedariki de aksamış oldu. Şimdi Bakan Atun’a sormak gerekir: Ortada bir yakıt yokken siz TPIC ile neyin protokolünü imzaladınız? Hayali bir ürünün protokolü mü imzalandı?” şeklinde konuştu.

Hakkında yapılan iddialara cevap alabilmek için aradığımız KKTC Maliye Bakanı Sunat Atun’a ulaşamadık. Kıbrıs Türk basınında yer alan haberlere göre, Teknecik Elektrik Santrali’nde üretimin durmasıyla başlayan süreç boyunca Bakan Atun’a ulaşılamadı. Atun’un hac vazifesini yerine getirmek maksadıyla Suudi Arabistan’da bulunduğu tahmin ediliyor.

“Devam eden rant kavgası sonucunda sorun tırmandı”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Lefkoşa Milletvekili Devrim Barçın, bugün yaşanan krizin ihalesiz akaryakıt alımına imkan sağlayan kararnameler sonucunda yaşandığı görüşünde.

Independent Türkçe‘ye konuşan Devrim Barçın, KKTC Bakanlar Kurulu’nun 20 Mayıs 2022’de yayımladığı ‘Yasa Hükmünde Kararname’ ile Türkiye Cumhuriyeti’ndeki kamu kurum ve kuruluşlarından ihalesiz akaryakıt alımına izin verilmesiyle bu sorunun başladığını söyledi.

Barçın, “Bu kararnamenin ardından KKTC Bakanlar Kurulu tarafından 3 Temmuz Pazar akşamı ansızın, Türkiye’deki devlet kurumları olan İçkale ile Alkagesta şirketlerinden ‘gerekli arz yerine getirilemediği için’ ihalesiz akaryakıt alımı ile ilgili bir karar daha üretildi. Ve buna rağmen bir sonuç elde edilemedi ki bugün Kıbrıslı Türkler karanlıkta kalıyor” şeklinde konuştu.

“Kıbrıs Türk toplumu, halka bu çileyi çektirenlerin bedel ödemesini istiyor”

Peki, yaşanan durum Kıbrıs Türk halkı açısından ne ifade ediyor?

Devrim Barçın’a göre, şu anda Kıbrıs Türk halkının hiçbir yerden beklentisi yok; “Toplum ne Rum’dan ne de Türkiye’den bir beklenti içerisinde.”

“Biz devamlı sokaktayız ve halkın içerisindeyiz, bunu gözlemliyoruz” diyen Barçın, “Kıbrıs Türk halkının istediği tek bir şey var: Evet, biz bu sorunları yaşıyoruz, bu bedeli ödüyoruz, ama sorumlular da bunun bedelini ödemelidir. Artık Kıbrıs Türk toplumu, bu kurumu (Kıb-Tek) zarara uğratmanın da ötesinde, ihalesiz dahi akaryakıt alamayacak pozisyona getirenlerin ve halka bu çileyi çektirenlerin bedel ödemesini istiyor” dedi. 

“Ada’daki isyan noktası şudur: ‘Ne Rum’a yama ne Türkiye’ye ilhak'”

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan son mali işbirliği protokolü hakkında da konuşan Barçın, “Protokolün üzerinden 6 ay geçti. Kıbrıs Türk tarafının hiçbir koşul ve taahhüdüne bağlı olmayan; tüm giderlerinin Türkiye tarafından belirlendiği bir protokol bu. KKTC olarak biz, yerel gelirlere 5 aylık süre için 244 milyon TL ödedik. Türkiye’den, askeri harcamalar da dahil olmak üzere bugüne kadar gelen kaynak miktarı 0 (Sıfır) TL. Türkiye’den herhangi bir ödeme yapılmadı. Fakat bütçe açığı için planlanan kaynaktan 560 milyon TL hemen ayrıldı ve bu para AKSA’ya ödendi” açıklamasında bulundu.

Mali işbirliği protokolü imzalanmasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından KKTC’ye güvenlik ve alt yapı harcamaları gibi giderler için kaynak akışı sağlanmamasının toplum tarafından görüldüğünü belirten Barçın, “sadece AKSA için yapılan kaynak akışını görmekten Kıbrıslı Türklerin ciddi anlamda rahatsız olduklarını” söyledi:

Halk artık sorun tespiti değil, sorunlara çözüm ve sorumluların cezalandırılmasını istiyor. Bu sebeple, şu anda Ada’daki isyan noktası şudur: ‘Ne Rum’a yama ne Türkiye’ye ilhak.’ Bu da, eşitler arası ilişki kurmak adına, ‘ne Rum’a yama olmak ne de Türkiye’ye bağımlı olmak’ üzerinden bir ekonomi politikası geliştirmemiz gerektiğini göstermektedir.

“Elektrik enerjisi piyasasında atılan her adım, gelişen liberalleşme süreciyle uyumlu olmalı”

Kuzey Kıbrıs’ta yaşanan elektrik sorunuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz bir diğer isim de Doğu Akdeniz Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Amca.

KKTC Maliye Bakanı Sunat Atun’un önerisiyle KIB-TEK Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine getirilen Prof. Dr. Hasan Amca, yalnızca 15 gün süre sonra bu görevinden ayrıldı.

Prof. Dr. Hasan Amca, Kıb-Tek’ten istifasının ardından, kişisel web sitesi üzerinden yayımladığı “KKTC’de Elektrik Üretimi ve Dağıtımında Düzenleme ve Denetim İhtiyacı” isimli rapor ile Kuzey Kıbrıs elektrik enerjisi piyasasında yaşanan özelleştirme sürecine ilişkin tespit ve değerlendirmelerde bulundu.


“O koltukta otursaydım susmak zorundaydım; madem liberalleşme süreci başladı, bari kurallarına göre oynayalım”

Mevcut olanlardan ziyade, muhtemel olacak endişelerden bahsettiğini belirten Prof. Dr. Amca, “Kıb-Tek’ten ayrılmamın asıl sebebi de budur. Eğer o koltukta otursaydım, susmak zorundaydım; çünkü yasa var ve bu yasa verilen emirleri yapma zorunluluğu getiriyor. Benim o koltukta oturmam için sonsuza dek susmam gerekiyor ve bu etik olarak olanaksız. Dolayısıyla görevden ayrıldım ve konuyla ilgili rapor hazırlayarak ilgili tarafların dikkatine sundum” ifadelerini kullandı. 

Independent Türkçe‘ye konuşan Prof. Dr. Hasan Amca, raporun, KKTC’deki elektrik enerjisi sektöründe yaşanan özelleştirme süreciyle alakalı kuralların oluşturulmasına yönelik olduğunu dile getirdi. 

“Şu anda yaşanan bir özelleştirme sürecidir; biz ona kibarca liberalleşme süreci diyoruz” diyen Amca, “Bu liberalleşme süreci işlerken, Türkiye, İngiltere ve Avrupa Birliği’ndeki gibi bazı kuralları vardır ve liberalleşme sürecinde bu kurallara uyarak ilerlenir. Herhangi bir kurum bağı ve siyasi rozet olmadan, objektif bir şekilde diyorum ki; madem şu anda bu liberalleşme süreci başladı, bari kurallarına göre oynayalım” değerlendirmesinde bulundu.  


“İdari ve mali özerkliğe sahip, tam bağımsız bir ‘Elektrik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ ile kurallar belirlenmeli”

Türkiye’deki Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nu (EPDK) örnek veren Prof. Dr. Hasan Amca, şöyle devam etti:

“Türkiye’de enerji piyasasında atılan bütün adımlar, EPDK tarafından belirlenen kurallar çerçevesinde ilerliyor. Örneğin, Türkiye’de devletin en büyük üretim anonim şirketi olan EÜAŞ’ın (Elektrik Üretim Anonim Şirketi) üretim faizi yüzde 20’nin altındadır. Çünkü EPDK tarafından bunun kuralları belirlenmiştir. Türkiye’de hiçbir tüzel üretici, bir yıl önceki toplam elektrik üretiminin yüzde 20’sinden fazla üretime sahip olamaz. Aynı şekilde İngiltere’de British Gas, 2019’larda toplam elektrik üretimine hakim iken, bugün piyasanın sadece yüzde 18,2 oranına hakimdir.

Yani bugün İngiltere de anavatanımız Türkiye de elektrik enerjisi piyasasını kurumlar üzerinden düzenlemiş durumda. Kuzey Kıbrıs’ta bizim yapmamız gereken de böyle bir süreci başlatmaktır. Örneğin adına ‘Elektrik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (EDDK)’ diyebileceğimiz organizasyonu kurarak, kuralları yerine oturtmaktır. Niye enerji piyasaları için de bir düzenleme kurulu olmasın? Bu, piyasadaki fiyat belirlemeler gibi tüm süreçleri düzenleyip denetleyecek, idari ve mali özerkliğe sahip, tam bağımsız bir organizasyondur. Burada murat ettiğimiz bu kurumun hayata geçirilmesidir.”


“Kıb-Tek’in hem mali, hem yönetim sorunları var”

Kıb-Tek’te yaşanan sorunlara ilişkin, ilgili bir bakan ‘Kıb-Tek’in mali sorunları var’ derken, diğer bakanın ‘Hayır, sorunlar mali değil, idaridir; yönetim sorunu var’ dediğine dikkati çeken Prof. Dr. Hasan Amca, “Aslında ikisi de söz konusu. Mali sorunların yanı sıra, Kıb-Tek’te ciddi bir yönetim sorunu da var” yorumunu yaptı.

Yaşanan yönetim sorunlarından birinin “fiyatların belirlenmesi” olduğunu kaydeden Prof. Dr. Amca, “Mesela Kıbrıs’ın Rum kesiminde elektrik enerji 4 TL’ye mal edilirken, biz Kuzey’de 2,70’ten satmaya devam ettik; zararına! Bu zarar, borç olarak Kıb-Tek’in hanesine sürekli yazıldı ve şu anda bu borç yönetilemeyecek seviyelere çıktı. Yani evet, bir yönetim sorunu var” diye konuştu.


“Piyasa liberalleşecekse alım garantisi ne olacak; AKSA’nın sözleşmesi hangi şartlarda yenilenecek?”

Sorunun ihalesiz yakıt alımından kaynaklandığı görüşleriyle ilgili olarak Prof. Dr. Hasan Amca, “Yakıt alımı diye bir şey yok. Şimdi burada tek üretici devlettir. AKSA’dan da aslında alım garantisiyle yakıt alıyor ve tekrar vatandaşa satıyor. Ama sorun şu ki; devlet, AKSA’dan aldığı pahalı elektriği de ucuz fiyata satıyor. Bahsettiğim ‘Elektrik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ kurulması halinde, bunun da önüne geçilecektir” diye konuştu.

AKSA ile yapılan sözleşmenin ağustos ayında yenileneceğini ve şu an sözleşmenin yenilenmesi için pazarlık sürecinde olunduğunu söyleyen Prof. Dr. Amca, “AKSA’nın sözleşmesi yenilenecekse hangi şartlarda yapılacak bu? Ekonomi ve Enerji Bakanı ‘Ekim ayında bu yasalar meclisten geçecek’ diyor. Peki, ağustosta AKSA sözleşmesi yenilenecekse, bu hangi yasalar çerçevesinde olacak? AKSA’nın sözleşmesi hangi şartlarda yenilenecek? Bu soruların cevabı ancak oluşturacak bir denetleme ve düzenleme kurulu ile alınabilir” tespitinde bulundu.


“Kalıcı bir hasar yok; hepsi kısa sürede aşılabilecek sorunlardır”

Prof. Dr. Hasan Amca’ya göre, şu anda Kuzey Kıbrıs’ta elektrik ile alakalı “kalıcı bir hasar yok.” 

Tüm bu aksaklıkların kısa sürede çözülüp, aşılabilecek sorunlar olduğu görüşünü paylaşan Prof. Dr. Amca, sorunun çözümünün evvela düzenleme ve denetleme kurulu oluşturulmasıyla sağlanacağını ifade etti.

Prof. Dr. Hasan Amca, son olarak “Ben yakıt olayının çok ciddi bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Koskoca devlet, yakıt sorununu elbette çözecektir” ifadeleriyle sözlerini tamamladı. (Independent)

Daha Fazla Göster
İngiltere haberlerine hızlıca ulaşabilmek için Google News'de İngiltere Haberleri'ne abone olun. 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir